MİTOLOJİDE VE ESKİ KLASİK ÇAĞLARDA DEPREMLER
Deprem nedir? Aşağı Yerkürenin iç yapisi,depremlerin oluş nedenleri?
domain

 

   MİTOLOJİDE  VE ESKİ KLASİK ÇAĞLARDA DEPREM?

 

            Depremlerin mitolojide açıklanması, dünyanın üzerinde durduğu kabul edilen hayvanın hareketi sonucuna bağlanmaktadır. Bu hayvanın cinsi çeşitli mitolojilere göre değişmektedir (Özçep vd., 2001).

v      Hindistan mitolojisine göre fil,

v      Moğolistan’da yaban domuzu,

v      Kızılderililerde kaplumbağa,

v      Güney Amerika’nın bazı yerlerinde balina,

v      Japon’lara göre dev örümcek veya bir cins kedi balığı,

dünyayı oynatmaktadır.

v      Sibirya Kamçatka halkı, Tanrıları Tuil'in yerin altında kızaklar çekilerek seyahat ettiğine inanmaktadır. Kızakları çeken köpeklerin durduklarında üzerilerinde biriken karları atmak için silkindikleri sırada depremlerin oluştuğuna inanmaktadır (Erguvanlı, 1979; Özçep vd., 2001).

            Anadolu mitolojisine göre, dünya öküzün boynuzlarında durmaktadır ve üstüne konan sinekleri kovmak için öküz kuyruğunu salladıkça depremler olmaktadır

            Eski Yunan mitolojisine göre depremler ile Tanrı Poseidon (Neptün) ilişkilidir. Eski Hawai inançlarına göre de Kilauea hareketli volkanın ateşli kraterinde düşmanlarından uzak ve güvence içinde yaşayan Tanrıça Pele depremlerin yaratıcısıdır. Maori efsanesine göre ise, Yer Ana’nın çocuklarından biri olan tanrı Ruaumoko, annesi tarafından beklenirken kaza sonucu yere düşmüş ve  yüzüstü toprağa saplanmıştır. O günden beri dünyaya gömüldüğü şekilde kalmıştır ve belli aralar ile mide gürültüleri, mırıltı ve bağırmalar şeklinde kendi  dertlerini anlatmaya çalışmaktadır. Eski İskandinav inançlarında depremler, insanüstü varlıklar ile bağdaştırılmıştır (Erguvanlı, 1979; Özçep vd., 2001).

            Depremler hakkında ilk mantıklı yaklaşımlar Eski Batı Anadolu ve Yunanlılar tarafından yapılmıştır. Milet’li Anaximedes’e (M.Ö. 585-528)  göre depremler, dünyayı oluşturan büyük toprak kitlelerinin bir kısmının aşırı kuruması veya ıslanması sonucu ayrışmalarından meydana gelmektedir. Buna karşın, Anaxagoras (MÖ 500-429) depremlerin oluş nedenlerini dünyanın boşluklu ve geçirgen bir yapıdan oluştuğuna ve bu boşluklar arasında görünmez ve dokunulmaz bir madde olan eterin dolaşması ile açıklamaktadır. Bir başka kuram, MÖ 420 yıllarında Miletli Demokritus'a göre dünya bölünmez katı “atomlar” ve boşluklardan oluşmuştur ve boşluklar su ile doludur. Yağmurlar sonucu biriken yağmur sularının dünya yüzünden içerlere girmek için yaptığı zorlamalar ise depremleri meydana getirmektedir (Erguvanlı, 1979; Özçep vd., 2001).

                Bütün bu kuramları eleştiren Aristo (MÖ 384-322), kendi kuramını  hava hareketi  (rüzgar) ile açıklamaktadır. Aristo, nem’in  buharlaşması sonucu hava hareketleri ve rüzgarların oluştuğuna inanmakta ve bu doğal olayın yeraltı, yerüstü ve insan vücudunda da meydana geldiğini savunmaktadır. MS birinci yüzyılda, Roma’lı düşünürler de depremler hakkında fikirler ileri sürmüşlerdir. Seneca, Aristo’nun kuramını sağlamlaştırıcı ve kanıtlayıcı nedenler ortaya koymuştur(Erguvanlı, 1979; Özçep vd. 2001).

            Eski Çin uygarlığında, depremlerin kayıtları ve bildirilmeleri ile ilgili bir sistem kurulduğu bilinmektedir. O zamanki inanca göre, depremler ile hükümetlerin değişmesi gerekmekte idi. Bu aralarda imparatorluk gökbilimcisi Chang Heng (78-139), dünyadaki çalışan ilk sismografı yapmıştır(Özçep vd. 2001).

            19. yüzyılın ilk yarısında Cauch ve Poisson gibi dönemin ünlü matematikçileri tarafından elastisite kuramı ve dalga hareketi gibi konular geliştirilerek kuramsal temeller atılmıştır. 20. Yüzyılın başında ise Sismoloji ancak Jeofiziğin altında  bağımsız bir ana bilim dalı haline gelebilmiştir.  19. yüzyılın sonuna doğru modern sismografın icat edilmiş ve bu yüzyılda sismografın gelişimi ile Yer'in iç yapısı ile ilgili önemli ilerlemeler olmuştur (Bath, 1979; Alptekin, 1996; Özçep vd. 2001).  

Deprem nedir? Yukarı Yerkürenin iç yapisi,depremlerin oluş nedenleri?